Hauptmenü

Başbakan'dan barış ve idam fantezileri PDF Drucken E-Mail
Geschrieben von: Administrator   
Samstag, 11. Juni 2011 um 08:34

Engin Erkiner: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın (RTE) zeki ve kurnaz bir insan olduğuna kuşku yok. Ne ki, zeka ve kurnazlık sağlam bilgi temelinde anlam kazanır. Doğru dürüst bilgi birikiminiz yoksa, zeka ve kurnazlık, en fazla kısa dönemli basit aldatmacalar yapılmasına yararlar. Kişi zekidir, uyanıktır ama basittir.

“Köylü kurnazı” deyimi böyle bir özelliği ifade eder.

 

 Başbakan’ın bu özelliğinin bulaşıcı olduğunu belirtmek gerekir.

 

            Burada öteki AKP yöneticelirenden değil, bizlerden söz ediyorum.

            Karşıtınızın oynadığı alanda kalarak onun her saptamasını enine boyuna cevaplandırmaya kalkarsanız, ondaki cahillik size de bulaşır. Giderek siz de karşınızdakinin özelliklerine ters yönden sahip olmaya başlarsınız.

            RTE ve AKP yöneticilerinin önemli bir bölümü “internet cahili”dir. Başlıca bilgi kaynakları gazeteler ve internettir. Hayatları boyunca okudukları doğru dürüst kitap sayısı on tane bile değildir.

            Yanlışı herkes yapar. Ancak bunlar o kadar acemice yanlışlar yapıyorlar ki, başka bir sonuca varabilmek mümkün görünmüyor.

            Asıl bilgi kaynağı kitaptır. İnternet ve gazete ise tamamlayıcı kaynaklardır. Tamamlayıcı olması gereken asıl olanın yerini alırsa, ortaya, çok ve boş konuşan insanlar çıkar.

            Bu insanlarla mücadelede siz de aynı kapsamda kalırsanız, giderek onların aynadaki izdüşümleri haline gelirsiniz.

            Böyle bir tehlikeden nasıl kurtulabiliriz?

            Daha önemlisi, AKP ve RTE’nin gerçek dışı söylemlerini, ucuz vaatlerini, tek tek her konuya takılmaya gerek kalmadan çok sayıda insanın gözünde nasıl ortaya çıkarabiliriz?

            İdam ve barış konularını örnek olarak alacağım.

            Eskiye gitmek gerekmez. Bu yılın içinde RTE, Öcalan ile ilgili iki ayrı saptama yaptı.

            Birincisi: kendisiyle görüşme yapılıyor, ancak biz görüşmüyoruz, devlet görüşüyor, dedi.

            Sadece saptamayla sınırlı kalın; devlet, hükümetin bilgisi ve onayı olmadan önemli bir konuda nasıl görüşme yapabilir diye sormayın.

            İkincisi: Öcalan’ın zamanında idam edilmesi gerektiğini savundu ve bu konuda da MHP’yi suçladı.

            RTE’nin derdini anlamak mümkün: MHP’nin oylarını azaltmak, bu partiyi barajın altına itmek istiyor ama bunu yapmaya çalışmanın daha tutarlı yollarının olması gerekir.

            Hayır! AKP ve RTE o gün öyle gerektiği için öyle davranırlar.

            Kısa süre sonra başka türlü de davranabilirler. Öyle gerekmiştir!

            Ertuğrul Özkök gibi bir yazar bile şunu sorabiliyor:

            “’Öcalan’ı astırırdım’ diyen bir lider Kürt meselesini çözebilir mi?”

            RTE’nin Öcalan ile ilgili iki tutumu birbirine zıttır ve buna şaşırmamak gerekir.

            Bu çelişkili tutumların arkasındaki sürekli çizgiyi görebilirseniz, şaşırmazsınız.

            AKP ve RTE’nin Kürt sorunu konusunda çözücü bir yaklaşımı yoktur. Başından beri niyetleri, sorunun barışçı ve demokratik çözümü değil, bu sorunu birlikte yaşanabilecek oranda küçültmektir. Bunun da yolu bir oranda yok etmek ve bir oranda da Kürtleri bölme vasıtasıyla tasfiye etmektir.

            Sürekli olarak bunu yapmayı deniyorlar.

            Bunun dışında uzun vadeli planları yoktur ve günün gereklerine göre sürekli deneme sonucu oradan oraya savrulmaktadırlar.

            Davranışlarında tutarlılık aramak yanlıştır. Bir sonraki tutumları öncekinin zorunlu sonucu değildir. İki tutum kısa aralıklarla birbirine ters de olabilir. O sırada öyle gerektiği için öyle yapılmıştır.

            AKP ve RTE’nin tek tek tutumlarını görmekle yetinmez, tutumlar bütününün arkasındaki sürekli çizgiyi görebilirseniz, şaşırmazsınız.

            Öcalan’ın idamını savunan RTE’nin 12 Haziran seçiminden sonra Öcalan ile dolaylı ya da dolaysız görüşmeye yanaşmayacağı söylenebilir mi?

            Mantıki olarak söylenebilir.

            Böyle bir görüşmeye yönelindiği an, Devlet Bahçeli, “durun bakalım, daha dün ne söylüyordunuz” diyecektir.

            Ne ki, hükümetin uzun vadeli değil de günlük çizgisini görebiliyor iseniz, seçimden sonra görüşmeye başlanması karşısında şaşırmazsınız.

            O günün gereği öyle ise, öyle yapılır. (Gereğin ne olacağı seçim sonucuna bağlıdır.)

            Bir süre sonra yeniden idamdan söz de edebilirler.

            O günün gereği artık başka türlüdür.

            Burada önemli olan, sürekli zik zak çizen AKP ve RTE karşısında aynı konuma düşmemektir.

            Aksi durumda, onlar, karşılarındakini de kendi düzlemlerine çekerler ve istedikleri de budur.

            AKP ve RTE’nin günün gereğine göre politika yapmasına örnek olarak Kenan Evren’in ifadesinin alınması da gösterilebilir.

            AKP’ye yakın duran sol ya da solumsu aydınlarda öyle bir sevinç var ki, sormayın. İçlerinde, “biz de Arjantin gibi yapacağız, cuntacıları cezalandıracağız” diyenler ve AKP’ye daha fazla bağlananlar bile var.

            Mantıki olarak bakarsanız, gerçekten de böyledir.

            İfadesi alındı, ardından tutuklanacak, mahkemesi başlayacak, mahkum olacak...

            Kenan Evren ile ilgili olarak gerçekleşeceği düşünülen bu gelişme, solumsu aydınların mantığının ürünüdür. AKP’nin böyle bir niyeti yoktur.

            O ilk adımı atmış ve mantığın öteki halkalarının varmış gibi, olacakmış gibi gösterilmesini de kendisine yakın aydınlara bırakmıştır.

            Hürriyet’te Ahmet Hakan, Kenan Evren’in ifadesinin alınmasının seçim oyunu olduğunu görebilmekte, bazı yazar ve aydınlar görememektedir.

            Bunun nedeni, olmayan gelişmeleri icat etmeleridir.

            Bir kişinin ifadesinin alınması, onun mahkemeye verileceği anlamına gelmez.

            Burası Arjantin değil, unutmayalım!

            AKP ve RTE budur, daha fazlası değil...

            Sürekli zik zak çizen günlük politikalarla gereğinden fazla uğraşmak yerine, sağlam bilgiye dayanan analiz temelinde hareket etmek, söylediklerini yapmak, eksiklerinden öğrenerek ilerlemek, karşı tarafı da daha istikrarlı politika izlemeye zorlayacak tek yoldur.

            AKP ve RTE’nin geleceğe yönelik az çok uzun vadeli planları değil, fantezileri vardır. Ve herkesin de o düzlemde politika yapmasını istiyorlar.

            CHP ve MHP’yi önemli oranda o alana çektiler.

            Barışçı ve demokratik bir çözüm ve sol bir seçenek olabilmek, öncelikle o alana girmemekle, uygulamalarımızla kendi alanımızı açmamızla mümkündür.